Diğer Haberler

Son Değişiklik Teklifi ile Birlikte Bir Yeniden Yapılandırma Kurumu Olarak Konkordato Başvurusu - Geçici Mühlet ve Gerekçeleri

Son Değişiklik Teklifi ile Birlikte Bir Yeniden Yapılandırma Kurumu Olarak Konkordato

Başvurusu - Geçici Mühlet ve Gerekçeleri

 

Av. Hasan ALDANMAZ

Ali Rıza ÖZALP

 

Özet:

 

7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

28.02.2018 tarihinde kabul edilerek ve 15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı Resmi Gazetede

yayınlanarak yürürlüğe girdi. Borçlunun mali yapısının bozulması ile birlikte alacaklıların

alacaklarını belli bir plana göre almaları konusunda kendi aralarında vardıkları ve

mahkemece onaylanan anlaşma olarak ifade edilen konkordato, mali yapısı bozulan

şirketlerin yeniden yapılandırma kapsamında borçlarını yapılandırarak ödeme imkanına

kavuştukları bir müessese olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, yapılan düzenleme

çerçevesinde konkordato başvurusu ile birlikte geçici mühlet ile ilgili açıklamalara yer

verilerek bu konudaki belirsizliğin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca 13.11.2018 tarihinde

meclise sevk edilen “Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin

Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi”nde yer alan Konkordato ile ilgili bazı yeni

değişiklikler ön gören teklif maddeleri de değerlendirilecektir.

 

Giriş:

 

Toplam 67 maddeden oluşan ve 28.02.2018 tarihinde kabul edilerek 15.03.2018 tarih ve

30361 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren yasa değişikliğinin genel

gerekçesinde, ülkemizde 2003 yılından bu yana uygulanan iflasın ertelenmesi kurumu, ihdas

amacının gerçekleştirilmesi konusunda isteneni veremediği, bu sebeple 15 Temmuz 2016

tarihinde kabul edilen 6728 sayılı Kanunla iflasın ertelenmesi kurumunun revize edildiği

belirtilmiştir. İflasın ertelenmesi kurumunda alacaklıların herhangi bir şekilde söz sahibi

olmaması, sürecin borçlu ve mahkeme arasında yürütülmesi ve yaşanan yargılama sorunları

birlikte değerlendirildiğinde bu kurumun tamamıyla yürürlükten kaldırılması ve bunun yerine

alacaklılar ile borçlunun bir müzakere sonrasında anlaşmaları ve bu anlaşmanın

mahkemece tasdiki esasına dayanan konkordato kurumunun daha etkin ve aktif bir şekilde

kullanılması ticari ve sosyal hayat bakımından bir ihtiyaç olarak görülmesi üzerine kanun

düzenlemesine gidilmiştir. Ancak konkordatoya ilişkin kanuni düzenlemelerin yürürlüğe

girmesinden sonra uygulamada bir takım sorunların ortaya çıkması nedeniyle bir kısım

değişiklikler içeren yeni bir değişiklik teklifinin de gündeme gelmesini zorunlu kılmıştır.

Bu çalışmada; yeni konkordato yasası öncelikle geçici mühlet açısından incelenmiş olup,

geçici mühlet talebi için mahkemeye ibraz edilecek belgeler, geçici mühlet süresi, geçici

mühletin alacaklılar ve borçlu açısından etkileri, ve bu hususta yapılması ön görülen

değişiklik teklifi madde gerekçeleri ile incelenmiştir.

 

  1. Geçici Mühlet Talebi Ve Şartları

 

2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun değişen 285. Maddesine göre; borçlarını, vadesi geldiği

hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir

borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel

bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı,

gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.

Maddenin oluşturulma gerekçesinde; “geçici konkordato mühleti” adı altında yeni bir kurum

ihdas edildiği belirtilmiş olup, bu mühletin uzatmayla birlikte beş ayı geçmemek üzere “geçici

olarak” tanınabileceği hükme bağlanmaktadır.

                                 1

Yine 285. Maddenin gerekçe devamında; Amerika Birleşik Devletlerindeki “otomatik

durdurma” kurumundan esinlenilerek yapılan İsviçre İcra ve İflas Kanunu değişikliklerini

(Kanuna eklenen m. 293a – m. 293d maddelerini) örnek alan bu düzenlemenin ödeme

güçlüğü içindeki borçluya süratle geçici hukuki koruma sağlamaya yönelik olarak yapıldığı

belirtilmiştir.

“Geçici konkordato mühleti” sürecinin tanımlandığı 285. maddenin gerekçesinin devamında;

Geçici konkordato mühleti ile birlikte mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için

gerekli gördüğü bütün tedbirlere karar vereceği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının

mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri

atayacağı hükme bağlanmaktadır. Konkordatonun başarıya ulaşması ile kastedilen husus,

konkordato talebinde bulunanın mali durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığı veya

konkordato teklifinin tasdiki şartlarının yerine gelip gelemeyeceğidir. Konkordato

prosedürünün maliyeti artırmamak amacıyla genel kural, sadece bir geçici komiserin

görevlendirilmesi olarak belirlenmiş ise de, özellikle alacaklı sayısı ve alacak miktarı

gerektiriyorsa, üç kişinin geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilebilmesine imkan

tanınmış ve konkordato teklifinin ve sürecin değerlendirilmesinde geçici komiserin etkin

görev alacağına vurgu yapılmıştır.

Geçici mehil talebi için yetkili ve görevli mahkeme; iflâsa tabi olan borçlu için 154 üncü

maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflâsa tabi olmayan borçlu için

yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi olarak belirlenmiş olup, bu doğrultuda ; İİK’nın

154.maddesi çerçevesinde iflasa tabi borçlu için dava açılacak yer borçlunun muamele

merkezidir. Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili merci,

Türkiye'deki şubenin, birden fazla şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu

yerdeki icra dairesidir.

Yine değişen 286. madde doğrultusunda, konkordato talebine ek olarak mahkemeye ibraz

edilmesi gerekli belgeler hususu getirilmiş olup bu belgeler aşağıdaki şekilde belirlenmiştir;

a) Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların

alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun

mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve

alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi

temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön

projesi.

b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur

kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım

tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları

üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile elektronik

ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu

açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter

değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.

c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste.

d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen

miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı

karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.

e) Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları

Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato

ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren

finansal analiz raporları ile dayanakları. Şu kadar ki bu şart 3/6/2011 tarihli ve 635 sayılı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin 28 inci maddesi kapsamında küçük işletmeler bakımından uygulanmaz.

                                 2

13.11.2018 tarihinde meclise sevk edilen “Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para

Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi”nin 13. Maddesi ile

(Değişiklik Teklifi ile) “e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmektedir.

“e) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca kamu yararını

ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından

Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve

konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren

denetim raporu ile dayanakları.”

“Birinci fıkranın (e) bendi kapsamında düzenlenecek raporlar ve bu raporlara dayanak olacak

denetimlerde, denetim kuruluşlarının faaliyetleri, hak ve yükümlülükleri, raporların inceleme ve

denetimleri, bu raporlar sebebiyle doğacak idari ve hukuki sorumluluk ile diğer hususlar hakkında

26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun

Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan

yönetmelikle belirlenir.”

Teklifin yasalaşması halinde e) bendinde öngörülen bağımsız denetim raporu hakkında önemli

değişiklikler meydana gelecektir. Şöyle ki;

Öncelikle şu an yürürlükte olan madde metnine göre konkordato ön projesinde yer alan teklifin

gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren “finansal analiz raporu” yerine “denetim

raporu” sunulması zorunlu hale getirilmektedir. Teklifin değişiklik gerekçesinde konkordato

başvurusunda ibraz edilmesi gereken, bağımsız denetim kuruluşlarınca hazırlanacak olan rapora

ilişkin esasların yeniden belirlendiği ifade edilmektedir. Madde gerekçesinde raporun niteliğinin

değiştirildiği, finansal analiz raporundan makul güvence veren denetim raporuna dönüldüğü ifade

edilmektedir.

Yine teklifle birlikte denetim raporunu verebilecek kuruluşlar sınırlandırılmaktadır. Madde

gerekçesinde raporu verecek denetim kuruluşlarının daraltıldığı ve “kamu yararını ilgilendiren

kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının rapor hazırlaması

öngörülmüştür.

Denetim standartına ilişkin olarak da raporun Türkiye Denetim Standartlarına göre hazırlanması

zorunlu hale getirilmektedir. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca, kamu

yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından

Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön

projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda “makul güvence” veren denetim raporu ile

dayanakları konkordato başvurusu sırasında mahkemeye sunulacaktır. Bu değişikliğin yürürlüğe

girmesi ile birlikte iki husus ön plana çıkacaktır. Buna göre öncelikle artık herhangi bir bağımsız

denetim kuruluşu tarafından denetim raporu düzenlenemeyecektir. Denetim raporu ancak Kamu

Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından “yetkilendirilmiş” bağımsız denetim

kuruluşlarınca düzenlenebilecektir. İkinci husus ise yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşları da

Türkiye Denetim Standardına göre denetim raporu düzenleyecektir. Yasa koyucu bu şekilde

uygulamada konkordato ön projesinin başarılı olma ihtimali olmadığı halde finansal analiz raporu

alınarak yapılan başvurulara karşı, daha etkin bir şekilde denetim yapılmasını amaçlamış ve denetimin

bir standarda bağlanmasını sağlamayı amaçlamıştır.

Teklifte öngörülen bir diğer önemli değişiklik ise denetim raporunun “makul güvence” veren bir

denetim raporu olmasını şart koşmasıdır. Bu bağlamda mevcut yasada halen yürürlükte bulunan

finansal analiz raporundan farklı olarak denetim raporunun, konkordato ön projesinin başarıya

ulaşabileceğine dair makul bir güvence vermesi zorunluluğu getirilmektedir. Şayet denetim raporunda

konkordato talep edenin mali durumunu düzeltebileceğine dair makul bir güvence verilmemiş ise

mahkemece geçici mühlet kararı da verilemeyecektir.

                                 3

Teklifle birlikte denetim raporunu hazırlayacak kuruluşların çalışma usul ve esasları ile hak ve

yükümlülükleri, rapor nedeniyle denetim kuruluşlarının idari ve hukuki sorumlulukları gibi

hususlarda 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanacağı düzenlenerek

konkordato talep eden kişinin gerçek mali durumunun ortaya konması hususunda denetim

kuruluşlarının sorumlulukları net bir şekilde ortaya konmaktadır. Bu şekilde gerçeğe aykırı denetim

raporu düzenlenmesinin engellenmesi de amaçlanmıştır.

Teklifle 286. Maddenin e) bendinin son cümlesinde halen yürürlükte bulunan “Şu kadar ki bu şart

3/6/2011 tarihli ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesi kapsamında küçük işletmeler bakımından

uygulanmaz.” Cümlesinin tümüyle yürürlükten kaldırılacak olmasıdır. 286. Maddenin e) bendi son

cümlesi ile küçük işletmeler söz konusu bu maddenin yani finansal analiz raporu ibraz zaruretinin

dışında tutulmuştur.

“Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında

Yönetmelik”in ”Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin sınıflandırılması” başlıklı 5 inci maddesinde

yapılan değişiklik ile KOBİ’ler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır;

Orta büyüklükteki işletme: İkiyüzelli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış

hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri kırk milyon Türk Lirasını aşmayan işletmeler.

Küçük işletme: Elli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya mali

bilançosundan herhangi biri yermibeş milyon Türk Lirasını aşmayan işletmeler.

Dolayısıyla kanun maddesinin (e) bendinin son cümlesine göre; konkordato başvurusu

yapan ve çalışan sayısı 50 kişiden az olan ve yıl içinde her hangi bir dönemde, net satış

hasılatı ile bilanço toplam büyüklüğü 25 Milyon TL’yi aşmayan şirketler için “bağımsız denetim

şirketi raporu” talep dilekçesine ek olarak mahkemeye ibrazı zorunlu tutulmamıştır. Ancak

değişikliğin yürürlüğe girmesi halinde artık küçük işletmelerin de makul güvence veren

denetim raporu sunması zorunlu olacaktır.

Maddenin devamında ibrazı zaruri olan mali tabloların dava tarihinden en fazla 45 günlük

dönemi kapsayacak ticari kayıtlar olması gerektiği ve madde gereği sunulması gereken

belgelerin yanında “Borçlu, konkordato sürecinde mahkeme veya komiser tarafından

istenebilecek diğer belge ve kayıtları da ibraz etmek zorundadır” denilerek mahkemenin

veya komiserin de ek belge isteyebileceği hususu da kanunda yer almıştır.

Maddenin tasarlanmasında gerekçe olarak; Maddenin birinci fıkrasının (a) bendi konkordato

projesinin (teklifinin) asgari olarak içermesi gereken hususlara ilişkin olduğu ifade edilmiş ve

devamında bunun bir ön proje olduğu, geçici mühlet ve kesin mühlet zarfında değiştirilerek

netleştirilebilecek ve böylece alacaklılar toplantısına başlangıçtaki ön projeden farklı bir

konkordato projesi sunulabileceği hususları yer almış olup, talep aşamasında sunulacak ön

projenin süreç içinde revize edilebileceği konusuna dikkat çekilmiştir.

Yine madde gerekçesinde; nakit akım tablosunun da sunulması zorunlu belgeler arasında

olması gerektiği bununla beraber alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz

durumunu gösteren liste istenerek alacağı rehinle teminat altında olan alacaklıların da ibraz

edilmesi zaruri bu tabloda yer alması istenmiştir.

Mevcut yürürlükte bulunan yasa metninde Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi,

Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu

tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin

kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporlarının da konkordato talebiyle

birlikte mahkemeye ibrazı istenmiştir. Maddenin gerekçesine bu hususa yönelik amacın

“başarı ihtimali bulunmayan konkordato taleplerinin engellenmesi” olduğu yer almaktadır.

Ancak yukarıda da izah edildiği üzere değişiklik teklifinin yasalaşması halinde başarı ihtimali

bulunmayan konkordato taleplerinin daha etkin bir şekilde engellenebileceği açıktır.

                                 4

2. Geçici Mühlet Süresi

Kanunda geçici mühlet üç ay olarak belirlenmiştir. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan

borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha

uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin

toplam süresi beş ayı geçemez.

Geçi mühlet süreci içinde iyileşmenin sağlanması halinde, kesin mühlet süreci içinde de

olduğu gibi, yasanın 291. Maddesine göre; ‘’Konkordato talebi ile amaçlanan iyileşmenin,

kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleştiğinin komiserin yazılı raporuyla

mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece resen, kesin mühletin kaldırılarak konkordato

talebinin reddine karar verilir. Bu karar, 288 inci madde uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere

bildirilir” ifadelerine yer verilmiştir. Ancak “iyileşme” kavramı somut olarak tanımlanmamış

olup, iflasın ertelenmesi davalarında esas olan borca batıklık şartının da yeni yasada

aranmaması sebebi ile dava sürecinin başında istenen evraklar arasında yer alan rayiç

değer bilançosunda tespit edilen borca batık olma halinin geçici mühlet içinde sona

ermesinin bir iyileşme olarak kabul edilip edilmeyeceği netlik kazanmamıştır.

İlgili madde düzenlemesinin gerekçesinde; “Gerçekten de bazı hallerde geçici veya kesin

konkordato mühleti, borçlunun iyileşmesi için tek başına yeterli olabilir. Bu durumda

konkordato mühleti kaldırılır, konkordato prosedürüne devam edilmez, ama borçlunun

iflasına karar verilmesi için de bir sebep ortaya çıkmaz. İyileşme kavramı, borçlunun

alacaklılara tam ve zamanında ödeme yapabilecek şekilde ödeme gücünü kazanması

şeklinde anlaşılabilir ise de bu madde çerçevesinde özellikle açıklanmamakta, konu kazai

içtihatlara bırakılmaktadır” denilmekle birlikte geçici ve kesin mühlet kararlarının temyize

kapalı olması nedeniyle bu durumun “kazai içtihatların” çok geç oluşmasına ve uygulamada

sorunlar yaşanmasına sebep olacağı kuşkusuzdur.

Yine 287.maddenin 5. Paragrafına göre; “291 inci ve 292 nci maddeler geçici mühlet

hakkında kıyasen uygulanır” düzenlemesinden yola çıkıldığında, 292. Madde çerçevesinde;

İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların

gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak

konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar vereceği hüküm altına

alınmıştır;

a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.

b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.

c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.

d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden

feragat ederse.

İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin

kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu

üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.

Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden

alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse

davet eder.

                                 5

Şeklinde düzenlenmiş olup, maddenin gerekçesinde; “Maddenin kaleme alınmasında İsviçre

İcra ve İflas Kanununun296/b maddesinden yararlanılmıştır. Ancak, burada İsviçre sistemi

(m. 294, fıkra 3 ve m. 296/a) aşırı sert bulunarak bu sistemden farklı olarak iflas kararının

verilebilmesi iflasa tabi şahıslar ile sınırlandırılmakta ayrıca maddede sayılan iflas

sebeplerinden birinin gerçekleşmesi aranmaktadır. İflasa tabi olmayan borçlu bakımından ise

mahkeme sadece kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re’sen karar

verebilecektir” denilmiş olup; “Maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki “başarıya ulaşma”

ibaresi ile kastedilen haller iyileşmenin veya konkordatonun tasdikinin hiç mümkün olmadığı

hallerdir. Aynı fıkranın (d) bendi uyarınca mahkeme, borca batık olduğu halde konkordato

talebinden feragat eden sermaye şirketi veya kooperatifin borca batıklık nedeniyle iflasına

karar verecektir” Şeklinde madde düzenlemesinin gerekçesi oluşturulmuştur.

Burada 13.11.2018 Tarihli Değişiklik Teklifinin 16. Maddesiyle getirilmek istenen yeni

düzenlemeyede değinmek gerekmektedir. Değişiklik Teklifinin 16. Maddesi ile mevcut İİK

292. Maddesinin c) bendine ilave olarak “ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma

amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa” ibaresi eklenecektir. Yasa koyucu bu şekilde ister geçici

mühlet içinde olsun ister kesin mühlet içinde olsun borçlunun alacaklıları zarara uğratma

kastı ile hareket ettiği tespit edilebiliyorsa konkordato talebinin reddi ile borçlu iflasa tabi

borçlulardan ise iflasına karar verilmesi için yeni bir seçenek daha ilave etmektedir. Geçici

mühletin kesin mühlete ilişkin sonuçları doğuracağına dair yasal atıf nedeniyle bu durumun

geçici mühlet içinde dahi ortaya çıkması halinde konkordato talebinin reddi ve iflas kararı

verilebilmesinin önü açılarak alacaklılara ilave bir güvence sağlanması amaçlanmıştır.

 

3. Geçici Mühlet Tedbirleri

 

a) Geçici Mühletin Borçlu Açısından Sonuçları

Yasanın 287. Maddesi; “Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen

belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir

ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının

muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır” şeklinde düzenlenmiş olup, maddenin

gerekçesinde; “Amerika Birleşik Devletlerindeki “otomatik durdurma” kurumundan

esinlenilerek yapılan İsviçre İcra ve İflas Kanunu değişikliklerini (Kanuna eklenen m. 293a –

m. 293d maddelerini) örnek alan bu düzenleme; ödeme güçlüğü içindeki borçluya süratle

geçici hukuki koruma sağlamaya yöneliktir” ifadesi yer almakta olup gerekçenin devamında;

“Geçici konkordato mühleti ile birlikte mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için

gerekli gördüğü bütün tedbirlere karar vereceği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının

mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri

atayacağı hükme bağlanmaktadır” denilmiştir.

                                 6

13.11.2018 Tarihli Değişiklik Teklifinin 14. Maddesi ile geçici konkordato komiserinin seçimi

ve görevlendirilmesine ilişkin olarak da önemli bir değişiklik öngörülmüştür. Değişiklik

Teklifinin 14. Maddesi ile İİK 287. Maddesinin ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere “Üç

komiser görevlendirilmesi durumunda komiserlerden biri, mahkemenin bulunduğu ilde

faaliyet göstermek şartıyla Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu

tarafından yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız denetçiler

arasından seçilir.” Cümlesinin eklenmesi öngörülmüştür. Bu düzenleme ile özellikle üç

komiser görevlendirilmesi halinde komiserlerden birinin Kamu Gözetimi, Muhasebe ve

Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak

onaylanmış bağımsız denetçiler arasından seçilmesi zorunluluk haline getirilmektedir. İİK

290. Maddenin 6. Fıkrası ile Konkordato Komiserlerinin sahip olacağı niteliklerin Adalet

Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirleneceği ifade edilmiştir. Söz konusu

yönetmelik, Adalet Bakanlığı tarafından 02.06.2018 Tarihli 30439 sayılı Resmi Gazetede

yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Yönetmeliğin 4. Maddesinin 2. Fıkrasında ise

“Konkordato komiseri olarak üç kişinin görevlendirilmesi halinde, seçilecek komiserlerden

birinin hukukçu ve birinin de yeminli mali müşavir olması tercih edilir.” Şeklinde

düzenlenmiştir. Mevcut yürürlükte olan düzenlemeye göre mahkemece 3 kişilik komiser

heyeti görevlendirilmesi halinde yönetmelik gereği komiserlerden birinin hukukçu, birinin ise

yeminli mali müşavir olması zorunlu olup diğer komiser ise mahkemece Bölge Bilirkişi

Kurulundan kayıtlı komiser listesinden bu da yoksa Bölge Kuruluna bildirilmek şartı ile

yönetmelikte aranan niteliklere sahip olmak şartı ile herhangi birini seçebilmektedir.

Değişiklik teklifinin yürürlüğe girmesi halinde ise 3 komiser görevlendirilmesi halinde

komiserlerden birinin Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından

yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız denetçi olması, birinin

hukukçu olması ve birinin de yeminli mali müşavir olması gerekecektir. Madde gerekçesinde

mahkemenin bulunduğu il sınırları içinde sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız

denetçi olmaması halinde ise bu zorunluluğun bulunmayacağı ifade edilmiştir. Bu bağlamda

öncelikle mahkemece bir komiserin görevlendirilmesi halinde mahkemece önceki usule göre

görevlendirme yapılmaya devam edilecek, ancak 3 komiserin görevlendirilmek istenmesi

halinde ise yukarıda belirtilen şekilde görevlendirme yapılması zorunlu olacaktır.

Değişiklik Teklifinin 15. Maddesi ile İİK 290. Maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında

değişiklik yapılarak komiserlerin seçilmesi usulü ile komiserlerin eğitimi, Sorumlu Denetçi

listelerine ilişkin düzenlemeler getirilmektedir. Teklifin yasalaşması halinde komiser listesine

girebilmek için Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlardan eğitim alınması zorunlu

hale getirilmektedir. Değişiklik Teklifinin 15. Maddesi ile “Komiserler, bilirkişilik bölge kurulları

tarafından oluşturulan komiser listesinden seçilir. Listeye kayıt için Adalet Bakanlığı

tarafından izin verilen kurumlardan alınacak eğitimin tamamlanmış olması zorunludur.

Ayrıca, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, komiser olarak

görevlendirilebilecek, yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız

denetçileri liste halinde bilirkişilik bölge kurullarına bildirir. Listede görevlendirilecek komiser

bulunmaması halinde liste dışından görevlendirme yapılır ve bu durum bölge kuruluna

bildirilir. Bir kişi eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak

görev yapamaz. Komiserin sorumlulukları hakkında 227 nci maddenin dördüncü ve beşinci

fıkrası hükümleri uygulanır.

Konkordato komiserinin nitelikleri, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf

tutulacaklar ile komiserliğe ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan

yönetmelikle belirlenir.” Şeklinde değişikliğe gidilmektedir. Değişiklik Teklifinin 15. Maddesi

ile amaçlanan uygulamda rastgele seçilen komiserlerin yeterliliğine ilişkin tartışmaları

sonlandırmak, komiserlerin yetkilendirilmiş kurumlardan eğitim almasını sağlamak ve bu

şekilde uygulama birliği sağlamaktır.

                                 7

Yine anılan değişiklik teklifi ile üç komiserin görevlendirilmesi halinde zorunlu hale getirilen

Sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız denetçi listelerinin Kamu Gözetimi, Muhasebe

ve Denetim Standardı Kurumu tarafından Bilirkişilik Bölge Kurullarına bildirileceği

düzenlenmektedir. Ancak görevlendirmeyi yapan mahkemenin bağlı bulunduğu Bölge Kurulu

Listesinde komiser bulunmaması halinde mahkemece liste dışından görevlendirme

yapılabileceği, yapılan görevlendirmenin de denetim sağlanabilmesi için Bölge Kuruluna

bildirileceği düzenlenmektedir.

Değişiklik Teklifinin 17. Maddesi ile İcra ve İflas Kanununa Geçici 15. Madde eklenmekte ve

yukarıda belirtilen değişikliklerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan

hükümlerin uygulanmaya devam olunacağı düzenlenmektedir. Bir başka ifade ile Değişiklik

Teklifi ile getirilen düzenlemelerin değişikliğin yürülüğe girmesinden sonra yapılacak

konkordato taleplerine uygulanacağı ifade edilmektedir.

Yine 290. Maddeye göre komiser listesi oluşturuluncaya kadar listeden komiser atanması

usulü dikkate alınmaksızın görevlendirmelere devam edilebileceği, yapılan

görevlendirmelerin bir kişinin eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada komiser olarak görev

almaması yasağının takibi amacıyla mahkemenin bağlı olduğu Bölge Bilirkişi Kuruluna

bildirilmesi gerektiği düzenlenmektedir.

Kesin mühletin borçlu bakımından sonuçlarını düzenleyen ve geçici mühlet içinde

uygulanacak olan 297.maddeye göre;

• Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı

verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni

ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine

karar verebilir.

• Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil

olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit

edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür.

Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun

görüşünü almak zorundadır.

• Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları

üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292 nci madde çerçevesinde karar verir.

• Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında alınan kararlar 288 inci madde uyarınca ilân edilir ve

ilgili yerlere bildirilir.

Şeklinde düzenlenmiş olup iflasın ertelenmesi davalarında alınan ve “borçlunun tasarruf

yetkilerini kısıtlayan” benzer tedbirlere ve yine aynı davalarda görev verilen “kayyım”

atamasına yönelik benzeri uygulamanın yeni yasada konkordato komiseri olarak yer aldığı

görülmektedir.

Maddenin gerekçesinde; “Maddenin birinci fıkrasında 297 nci maddeye yapılan atıf sınırlı

şekilde anlaşılmamalıdır;…’’ denilmekte olup, devamında “mahkeme uygun gördüğü takdirde

borçlu aleyhine başlatılmış veya talepten sonra başlatılacak icra ve iflas takiplerinin

durdurulmasına veya yasaklanmasına da karar verebilir. Yalnız, buradaki yasaklama icra ve

iflas takibinin başlatılamaması olarak değil başlatılıp yürütülememesi, örneğin ödeme emri

gönderilememesi olarak anlaşılmalıdır” Görüşü doğrultusunda yasa maddesinin

oluşturulduğu belirtilmiştir.

b) Geçici Mühletin Alacaklılar Açısından Sonuçları:

 

Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçlarını düzenleyen 294. Madde geçici mühlet

içinde geçerli olup, söz konusu madde doğrultusunda;

                                 8

1- Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve

evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip

muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.

2- 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip

yapılabilir.

3- Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet

tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.

4- Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında

geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır.

5- Hacizli mallar hakkında niteliğine uygun düştüğü ölçüde 186 ncı madde hükmü uygulanır.

6- Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi

yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu

devir hükümsüzdür.

7- Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına

çevrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını

üstlenmekte serbesttir.

İfadelerine yer verilmiştir. 294.maddenin 1. fıkrasına göre iflasın ertelenmesi sürecinde

hükmedilen ihtiyati tedbir uygulamasına benzer “takiplerin durmasına” yönelik uygulama yeni

kanunda da yer almış olup, ayrıca iflas erteleme davalarında genelde uygulama birliği

sağlanamayan “ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir” işlemlerinin de durdurulması yeni yasada yer

almıştır.

Maddenin 2. fıkrası ile iflasın ertelenmesi davalarında takip imtiyazı tanınan işçi alacaklıları,

yine yeni yasa ile borçluya karşı cebri icra yapabilecektir.

Maddenin 5. Fıkrası ile Maddenin beşinci fıkrasıyla gerekçesi doğrultusunda, konkordato

mühletinden önce tatbik edilmiş hacizlerde haczedilmiş mallar için elverdiği ölçüde Kanunun

186 ncı maddesi hükmü uygulanacağı düzenlenmiştir. Gerekçede; “186 ncı maddede iflasın

açılmasının mevcut hacizlere olan etkisi düzenlenmiştir. Bu atıftan çıkan sonuç, konkordato

mühletinin, daha önce konulmuş hacizleri kaldırıcı bir etkisinin bulunmadığıdır. Mühlet kararı

devam ettiği sürece alacaklının haciz hakkı baki kalacaktır Hacizlerin düşmesine sebep olan

şey, konkordatonun tasdiki veya mühletin kaldırılması kararıdır” bölümü yer almıştır.

Maddenin 6. fıkrası çerçevesinde mehil talebi öncesi yapılmış ancak mehil süreci içinde

doğan alacakların temlikinin geçersiz olacağı düzenlenmiştir. Maddenin bu fıkrasının

düzenlenme gerekçesinde; “Maddenin altıncı fıkrasıyla, İsviçre İcra ve İflas Kanununun

konkordato mühleti verilmesinden evvel yapılan ve ileride doğacak alacağın devrine ilişkin

olan sözleşmelerin devredilen alacağın konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğması

halinde hükümsüz olacağı hakkındaki mehaz Kanunun 297 nci maddesinin dördüncü

fıkrasıyla uyumlu bir düzenleme yapılmaktadır. Bu hükmün amacı borçlunun konkordato

alacaklılarının müracaat edebileceği malvarlığını korumaktır” denilmiştir.

294. maddenin tüm fıkralarının düzenlenme gerekçesinde; “Maddeyle, kesin mühletin

alacaklılar bakımından sonuçları düzenlenmektedir. Bu sonuçlar, geçici mühlet bakımından

da geçerlidir” denilmiş olup devamında “Maddeyle, kesin mühlet içinde alacaklıların

haklarında bazı sınırlamalar yapılmaktadır. Alacaklıların haklarında yapılan bu sınırlamaların

temel nedeni, konkordato mühleti içinde borçlunun rahat hareket edebilmesi ve alacaklıların

baskısı altında olmadan konkordato projesinin hayata geçirilebilmesi için faaliyetlerine

devam edebilmesinin sağlanmasıdır” ifadelerine yer verilmiştir.

                                 9

Sonuç:

Konkordato müessesesi Türkiye’de iflasın ertelenmesi kurumunun kullanılmaya başladığı

son 12 yıldan bu yana yok denecek kadar uygulama alanı bulmamıştır. Ülkemizde 7101

sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un

28.02.2018 tarihinde kabul edilerek ve 15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı Resmi Gazetede

yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte mali yapısı bozulmuş şirketlere bir ara çözüm

olarak tekrar konkordato başvurusu yapılma imkanı tanınmıştır. Yapılan düzenleme ile elinle

olmayan nedenlerle borçlarının tümünü ödeyemeyen iyi niyetli borçlular için bir borç ödeme

anlaşması yapılarak borçlunun borçlarını vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle

borçlarını bir ödeme takvimi çerçevesinde ödeme imkanı getirilmiştir. Yasanın yeni olması ve

bazı hususların henüz netlik kazanmaması uygulamada bir takım karışıklıkların

yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Bu hususlardan bir tanesi geçici mühlet konusudur.

Çalışmanın ilgili bölümlerinde konkordato yasası öncelikle geçici mühlet açısından

incelenmiş olup alacaklılar ve borçlu açısından bu konudaki karışıklığın giderilmesine ilişkin

açıklamalara yer verilmiştir. Konkordato düzenlemesi ile geçici konkordato mühleti adı

altında beş ayı geçmemek üzere yeni bir kurum ihdas edilmiş ve bu çerçevede iyiniyetli

borçlulara yasa ile bir koruma getirilmiştir. Bu mühletin uzatmayla birlikte beş ayı geçmemek

üzere “geçici olarak” tanınabileceği hükme bağlanmaktadır. 13.11.2018 Tarihinde TBMM’ye

sevk edilen ve Konkordatoya ilişkin İcra ve İflas Kanununun bazı maddelerinde önemli

değişiklikler içermektedir. 7101 Sayılı Yasanın uygulanması ile birlikte uygulamada ortaya

çıkan bir takım sorunların giderilmesi amacıyla Değişiklik Teklifi hazırlanmış olup mevcut

yürürlükteki düzenlemeye göre borçlu yönünden daha sıkı şartlar getirmekte, alacaklılar

içinse yeni güvenceler sağlamayı amaçlamaktadır.

Kaynakça:

İcra ve İflas Kanunu

Türk Ticaret Kanunu

13.11.2018 Tarihli Yasa Tasarısı